Yine bir Fimu içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Artarda nasıl yazılır”.
Artarda Nasıl Yazılır?
Bir Başka Anlatım Şekli
—
Bir Sonbahar Günü, Kayseri’de Bir Çay Molası
Günlerden sonbahar. Kayseri’nin o yakıcı yaz günlerinden sonra serinleşen havası, bana daha önce hiç fark etmediğim bir şey hissettiriyor: zamanın hızla geçtiği hissi. Çevremdeki tüm insanlar, ya da belki de sadece ben, her anın sonradan değerlendirilecek bir ‘an’ olduğunu düşünüyoruz. Bazen bir şeyler birikiyor ve bir anda anlatmak zorunda kalıyorsunuz. Tıpkı birkaç gün önce yaşadığım o duygusal patlama gibi.
Bir çay molasında, yalnız başıma otururken, aklıma bir şey takıldı: Artarda nasıl yazılır? Bu çok basit bir soru gibi görünebilir. Ama bana sorarsanız, dilin inceliklerine takılmak insanı bazen öylesine geriyor ki, “artarda” gibi kelimeler bile insanın içini daraltabiliyor.
Beni tanıyanlar bilir, duygularımı hep dışa vururum. Kimseye kapanmam, her şeyi paylaşırsam rahatlarım diye düşünürüm. O yüzden bu yazıyı da burada, bu anı yaşarken, hemen kaleme almak istedim.
Bir Söz, Bir Anlam
Kelimelere değer veren biri olarak, her zaman yazının anlamını sorgulayan biri oldum. “Artarda” mı, “ardarda” mı? İşte bu küçük bir kafa karışıklığı… Ama öyle ya da böyle, yazarken bir kelimenin doğru yazılmasından daha fazlası var; yazının içindeki duygu da önemli. Bunu tam anlamıştım. Artarda yazmak, üst üste gelen duyguları yazmaya benziyor. Bir an birikiyor, sonra patlıyor. Ama “artarda” nın içinde duyguların sürekli birikmesi de var, sanki hisler art arda gelirken hiç durmaz.
Ve ben de bazen tam böyle hissediyorum: sürekli artan, hiç durmayan bir duygu yoğunluğunun içinde kayboluyorum. Gözlerimdeki yaşları tutamamam, başımı ellerimle sarmam… İçimdeki kalp kırıklıkları, beklentiler ve sonra yıkılışlar. Artarda, aslında sadece kelime değil; bir his, bir zamanın sonrasında kaybolan bir şey. Ya da belki de bir anın hiç tükenmeyecek gibi hissedilen devamı.
Bir Kırılma Noktası: Heyecan ve Hayal Kırıklığı
Hayatımda birkaç önemli olay var. Her biri beni biraz daha değiştiriyor, biraz daha derinleştiriyor. Birbirini takip eden bu olaylar, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan yazıya dökülmüş halleriyle karşımda duruyor. Kayseri’de geçen sonbahar günlerinin birinde, eski bir arkadaşımın aniden bana mesaj atması gibi. “Nasılsın?” diye yazmıştı. Ne zaman, nasıl başladığını hiç hatırlamıyorum, ama o anın ne kadar değerli olduğunu biliyorum.
Bazen birinin mesajı, küçük bir dokunuş gibi gelir. Kişisel yaşamınızda, bir arkadaşınızın mesajı bile hayatınızın bir parçasına dönüşebilir. Ve işte o an yazmaya karar verdim: “Bundan sonra hayatımda bazı şeyler değişecek.”
Heyecan ve hayal kırıklığının birbirine karıştığı, kalbimde çırpınan duygular birikmeye başlıyordu. Bir tarafım sevinçle doluyordu, diğer tarafım ise yeniden kırılmak korkusuyla doluyordu. Ve ne zaman o mesajı tekrar okudum, aynı anı yeniden yaşadım. Her şey artarda geldi; duygularım da öyle.
Bu kadar basit bir mesaj bile, benden bir şeyler alıyordu ve her bir kelime, artarda yazıldıkça, hayatımın bir parçası olmaya başlıyordu. O an, her şeyin artarda yaşandığını düşündüm. Bazen anları biriktirmek, kelimeleri artarda yazmak gerektiriyor.
Umut ve Yeni Başlangıçlar
Her şey artarda birikirken, her duygu ayrı bir yer buluyor, en sonunda bir araya gelip seni tamamlıyor. İşte o zaman, içimdeki kararsızlık yerine bir umut doğuyor. Gelecek ne getirecek, diye sorarken, yavaşça cesaret buluyorum.
Artarda yazmak, aslında bir tür iyileşme süreci gibi. Her şeyin üst üste geldiği, aniden patladığı ve bir şekilde kendini toparladığı bir süreç. Umut, hayal kırıklığı ve heyecan hepsi bir arada. Bu yazıyı yazarken de bu duygular hep benimle oldu.
—
Sonuçta, artarda nasıl yazılacağına dair bir netlik bulmadım. Ama şunu fark ettim: her şeyin ardında bir başka şeyin olduğunu kabul etmek gerek. Yazarken, her şey birikir, üst üste gelir. Ve sonra bir anda patlar. Ama yazdıkça, her şeyin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar değerli olduğunu anlıyorum.
Hayat, kelimeler gibi. Birbirini takip ederler, ama sonunda hepsi birbirini tamamlar. Bu yazı, o tamamlanmış hallerin bir örneği…