Umarız “Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Fimu ailesiyle kalmaya devam edin!
Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir? İçimde yankılanan kelimelerin hikâyesi
Fimu okurlarına özel hazırlanan bu içerikte “Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir” hakkında en önemli detayları derledik.
Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir? sorusunu ilk kez hastane koridorunda duydum. O an kelimelerin anlamı değil, havadaki ağırlığı çarptı yüzüme. Kayseri’de soğuk bir sabah vardı. Camlardan içeri giren ışık bile sanki yavaş hareket ediyordu. Annemin elini tuttuğumu hatırlıyorum, ama ne onun eli beni sakinleştirdi ne de doktorun sesi içimdeki gürültüyü susturabildi.
Ben 25 yaşındayım. Günlük tutmayı severim. Kelimeleri severim. Ama o gün kelimeler bana küsmüş gibiydi.
O sabah: kelimelerin benden uzaklaştığı an
Her şey basit bir sabahla başladı. Uyanmıştım, çay içmiştim, dışarı çıkmak için hazırlanıyordum. Ama bir şey vardı… dilimin ucunda duran ama bir türlü çıkamayan cümleler.
Annem “İyi misin?” dediğinde cevap vermek istedim. Ağzım açıldı ama ses çıkmadı. İçimdeki düşünce netti: “Evet, iyiyim.” Ama dışarı çıkan şey sadece yarım bir nefes oldu.
O an anlam veremedim. Sinir oldum kendime. Hatta biraz da utandım. Çünkü insan en basit cümleyi söyleyemeyince, sanki bütün kimliği eksiliyormuş gibi hissediyor.
Sonra doktorun söylediği cümle geldi: “Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu olabilir.”
O an içimden tek bir şey geçti: “Ben artık kendimi anlatamayacak mıyım?”
Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir? diye sorduğum o an
Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir? diye doktora değil, aslında kendime sordum. Çünkü kelimeler artık benden çıkmıyordu ama zihnimde çok netti.
Doktor açıklamaya çalıştı. Beynin konuşmayı yöneten bölgelerinde bir aksama olduğunda, kelimelerin seçimi, cümlelerin kurulması ya da sesin dışarı çıkması etkilenebilirmiş. Ben o an teknik kısmını tam anlamadım. Zaten anlamam da önemli değildi.
Ben sadece şunu biliyordum: İçimde bir şey vardı ve dışarı çıkamıyordu.
Bu durumun adı afazi olabilir, konuşma apraksisi olabilir ya da başka bir şey… Ama benim için o günün adı şuydu: Sessizliğe sıkışmak.
Hastane koridorlarında geçen uzun sessizlik
Testler yapıldı. Sorular soruldu. Resimler gösterildi. Ben bakıyordum, biliyordum ama söyleyemiyordum.
Bir noktada doktor bana bir kağıt verdi. “Yazmayı deneyin” dedi.
Kalem elimde titredi. İlk kelimeyi yazdım: “Ben…”
Sonra durdum. Çünkü devamı zihnimde vardı ama elim yazmıyordu. O an fark ettim ki konuşamamak sadece sesle ilgili değil. İçindeki akış da kırılıyor.
Annem gözlerime bakıyordu. Onun gözlerinde korku vardı ama bunu saklamaya çalışıyordu. Ben ise içimdeki hayal kırıklığını saklayamıyordum.
Çünkü insan en çok kendine kızıyor. “Nasıl olur da en basit şeyi yapamam?” diye.
Günlüklerime düşen sessizlik
Eve döndüğümde ilk yaptığım şey defterimi açmak oldu. Normalde sayfalar dolardı. O gün boş kaldı.
Kalemi tuttum. Yazdım: “Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir?”
Ama devamı gelmedi.
O gece uyuyamadım. Çünkü zihnim konuşuyordu ama bedenim susuyordu. Bu çelişki insanı içeriden yoruyor.
Kendime defalarca şunu sordum: “Ben artık eskisi gibi olamayacak mıyım?”
İlk terapi günleri: küçük kelimeler, büyük savaşlar
Dil ve konuşma terapisine başladığımda umutluydum. Gerçekten. İçimde küçük bir kıvılcım vardı.
İlk gün “a” sesini çıkarmam istendi. Basit gibi görünüyordu. Ama ben sanki dağ tırmanıyordum.
Ağzımdan çıkan ses kırık gibiydi. Eksik. Yarım.
Terapist sakin bir şekilde “tekrar” dedi. Tekrar ettim. Bir daha. Bir daha.
O an anladım ki bu süreç hız değil, sabır işi.
Ama itiraf etmeliyim, bazı günler çok sinirleniyordum. Çünkü kelimeler zihnimde tamdı ama dışarı çıkarken bozuluyordu. Bu bana adaletsiz geliyordu.
Kayseri sokaklarında sessiz yürüyüşler
Akşamları yürüyüşe çıkmaya başladım. Kayseri’nin soğuk havası yüzüme çarparken içimdeki düşünceler daha da büyüyordu.
İnsanları izliyordum. Konuşuyorlar, gülüyorlar, tartışıyorlardı. Ve ben sadece dinliyordum.
Bir kafede iki arkadaşın sohbetini duydum. Çok sıradan bir konuşmaydı. Ama benim için o an mucize gibiydi.
Çünkü ben artık sıradan konuşmanın bile ne kadar değerli olduğunu fark etmiştim.
O an içimden geçen duygu çok netti: “Ben de geri dönmek istiyorum.”
Beyinden kaynaklanan konuşma bozukluğu nedir? sorusunun içimdeki cevabı
Zamanla bu soruya verdiğim cevap değişti. Beyinden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu nedir? artık benim için sadece tıbbi bir açıklama değildi.
Bu, bir insanın kendini yeniden öğrenme süreciydi.
Konuşmak sadece ses çıkarmak değildi. Düşünceyi düzenlemek, duyguyu taşımak, cesaret etmekti.
Ben bunu yavaş yavaş öğrendim. Çok yavaş.
Bazı günler ilerleme vardı. Bazı günler geriye gidiyordum. Ama artık kendime daha az kızıyordum.
En zor an: kendimi anlatamamak
Bir gün arkadaşım beni aradı. Sesimi duymak istedi.
Telefonu açtım ama konuşamadım. O an boğazım düğümlendi.
“Ben… şey…” dedim. Sonra sustum.
Karşı taraf anlamadı. Ama ben içimde kırıldım.
Telefonu kapattıktan sonra uzun süre ağladım. Çünkü insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey anlaşılmaktır. Ben o gün bunu kaybetmiş gibi hissettim.
Ama sonra şunu düşündüm: “Belki de henüz kaybetmedim, sadece yeniden inşa ediyorum.”
Küçük ilerlemelerin büyük anlamı
Bir süre sonra “evet” diyebilmeye başladım. Sonra “hayır”.
Sonra kısa cümleler geldi.
Her küçük kelime benim için büyük bir zaferdi. İnsan dışarıdan bakınca anlamazdı belki ama ben her sesi içimde kutluyordum.
Defterime tekrar yazmaya başladım. Bu kez sayfalar doluyordu.
Ama artık yazdıklarım sadece kelimeler değil, mücadeleydi.
Umut: yeniden konuşabilmek
Bugün hâlâ tamamen eskisi gibi değilim. Ama artık sessizlik beni korkutmuyor.
Beyinden kaynaklanan konuşma bozukluğu nedir? sorusu benim için artık bir başlangıç noktası.
Çünkü o soru sayesinde kendimi yeniden tanıdım.
Konuşmanın sadece bir yetenek değil, bir emek olduğunu öğrendim.
Ve en önemlisi, kelimeler geri gelmese bile insanın kendini ifade etme yollarının bitmediğini gördüm.
Bazen yazıyorum. Bazen yavaş konuşuyorum. Bazen sadece bakışlarımla anlatıyorum.
Ama artık şunu biliyorum: İçimdeki ses kaybolmadı, sadece yolunu arıyor.
Benzer Konular: Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu nedir ?