İçeriğe geç

Olgunlaşmamış meyve nedir ?

Merhaba Fimu okurları! Bugün sizlerle “Olgunlaşmamış meyve nedir” konusunu ele alacağız.

“Olgunlaşmamış meyve nedir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Fimu olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Kayseri’de Bir Yaz ve Olgunlaşmamış Meyvelerin Sessizliği

Giriş: İçimde Taşan Ama Söze Dönüşmeyen Şeyler

Kayseri’nin yazı bazen insana fazla sessiz geliyor. Sokakların tozu güneşle birleşip havada asılı kalıyor, rüzgâr bile acele etmiyor. Ben de yirmi beş yaşındayım ve çoğu zaman içimde olup bitenleri kimseye anlatmadan defterlere saklıyorum. Kelimelerim var ama sesim her zaman onlara yetişemiyor.

Son zamanlarda içimde tuhaf bir sıkışma var. Ne tam mutluyum ne de tamamen kırgın. Sanki bir şeyler olmaya çalışıyor ama yarıda kalıyor. Bu hissi en çok, çocukluğumun geçtiği bahçeye gittiğimde fark ettim.

Orada her şey eskiydi. Ama bazı duygular, eski şeylerin içinde bile yeni gibi durabiliyor.

Bahçede İlk Sahne: Yeşilin Sabırsızlığı

Bahçeye girdiğimde ilk gördüğüm şey erik ağacıydı. Çocukken dallarına tırmandığım, dizlerimi çizdiğim o ağaç. O gün rüzgâr hafifti ama dallar ağırdı. Çünkü üzerinde hâlâ olgunlaşmamış meyveler vardı.

Yeşil, sert ve küçük.

Birini koparıp avucuma aldım. Isırdım.

Ağzıma yayılan o ekşi tat, çocukluğumdan kalma bir hayal kırıklığı gibi geldi. Yüzümü buruşturdum. O an içimden geçen şey çok netti: “Henüz zamanı değil.”

İşte tam o an düşündüm: Olgunlaşmamış meyve nedir? Sadece ağaçta erken kalmış bir şey mi, yoksa zamanından önce hissedilmiş bir duygu mu?

Belki de ikisi de.

Çünkü ben de çoğu zaman kendi hayatımda olgunlaşmamış bir meyve gibi hissediyordum. Hazır olmayan kararlar, yarım kalan ilişkiler, söyleyemediğim sözler… Hepsi dalında bekliyor ama içimde bir yerde olgunlaşmayı reddediyordu.

Arkadaşım ve Yarım Kalan Bir Konuşma

O yaz, eski bir arkadaşım Kayseri’ye dönmüştü. Onu yıllar sonra görmek garipti. Çocukken aynı sokakta koşturduğum, sonra bir anda uzaklaştığım biri. Bir kafede buluştuk. Masada iki bardak çay vardı ama aramızda söylenmemiş cümleler daha çok yer kaplıyordu.

Gözlerimiz sık sık birbirine değiyor ama konuşmalarımız yüzeyde kalıyordu.

Bir ara bana, “Eskisi gibi değiliz,” dedi.

O an içimde bir şey sıkıştı. Haklıydı. Ama neden böyle olduğumuzu açıklayacak kelimeleri bulamıyordum.

Sadece şunu söyledim: “Belki de biz henüz olgunlaşmamış meyveler gibiyiz. Aynı dalda büyüdük ama farklı zamanlarda değiştik.”

Söylediğim şey havada asılı kaldı. Ne o tam anladı ne ben tam açıklayabildim. Ama içimde bir rahatlama hissettim. Çünkü ilk defa içimdeki duyguyu bir şeye benzetebildim.

O gece eve döndüğümde defterime uzun uzun yazdım. Kelimelerim biraz dağınıktı ama gerçekti. İçimdeki hayal kırıklığını saklamadan yazdım. İnsan bazen en çok kendine dürüst olunca yoruluyor.

İçimdeki Soru: Neden Erken Hissederiz?

Günler geçtikçe bu düşünce kafamda büyüdü. İnsan neden bazı şeyleri erken hisseder? Neden bazı duygular zamanını beklemez?

Bir sabah erkenden yürüyüşe çıktım. Şehir henüz uyanmamıştı. Pastırma kokusu uzaktan geliyordu, fırınlardan çıkan sıcak ekmek kokusuna karışıyordu. Bu şehirde bile her şeyin bir zamanı vardı. Ekmek bile.

Ama duygular?

Duygular sabırsızdı.

Birini özlüyorsun ama o daha gitmemiş oluyor. Bir şeyi kaybediyorsun ama aslında hiç sahip olmamış oluyorsun. İçinde büyüyen şeyler bazen dalında kalamıyor.

O an fark ettim ki, ben sadece insanları değil, kendi içimdeki halimi de bekliyordum.

Olgunlaşmamış Meyve Nedir? İçimdeki Cevap

Bahçeye tekrar gittiğimde erik ağacı hâlâ oradaydı. Ama bu sefer meyvelere farklı baktım. Onları sadece ekşi bir tat olarak görmedim.

Kendime sordum yeniden: Olgunlaşmamış meyve nedir?

Bu kez cevabım değişmişti.

Olgunlaşmamış meyve, zamanından önce koparılan şey değildir sadece. Aynı zamanda sabırla büyümeyi bekleyen ama aceleyle yargılanan bir hâl de olabilir. İçinde potansiyel taşıyan ama henüz tamamlanmamış bir hikâye.

Belki de insan da böyledir.

Ben de öyleydim.

Bazı konuşmalarım yarım kalmıştı, bazı duygularım tam anlamıyla şekillenmemişti. Ama bu, onların yanlış olduğu anlamına gelmiyordu. Sadece zaman istiyorlardı.

Elimde tuttuğum yeşil eriğe yeniden baktım. Bu kez ısırmadım. Sadece tuttum. Çünkü bazı şeylerin tadı değil, anlamı daha ağırdır.

Gece: Defterde Açılan Kapılar

O gece defterimi açtım. Sayfalar arasında kaybolmak bana hep iyi gelirdi. Yazdıkça içim hafiflerdi.

“Bugün kendimi olgunlaşmamış bir meyve gibi hissettim,” diye başladım.

Sonra durdum. Bu cümle bana fazla basit geldi. Ama aslında basit olan şeyler en derin olanlardı.

Devam ettim:

Bazen insanlar hazır olmadan büyüyor. Bazen duygular zamanından önce çatlıyor. İçimizdeki şeyler ağaçta kalması gerekirken düşüyor. Belki de bu yüzden bazı anlar eksik hissediliyor.

Kalem elimde ağırlaştı. Dışarıda rüzgâr vardı ama içimdeki rüzgâr daha güçlüydü.

Hayal kırıklığım vardı, evet. Çünkü bazı şeylerin daha farklı olmasını istemiştim. Ama aynı zamanda bir umut da vardı. Çünkü her olgunlaşmamış şeyin bir gün tamamlanma ihtimali vardır.

Dönüm Noktası: Aynı Daldan Farklı Zamanlar

Bir hafta sonra arkadaşım tekrar mesaj attı. Bu kez daha farklıydı konuşmamız. Daha açık, daha yavaş.

Ona bahçedeki eriği anlattım. Isırmadığımı, sadece tuttuğumu söyledim.

Sessiz kaldı bir süre. Sonra şunu yazdı: “Ben de bazen kendimi dalında kalmış bir şey gibi hissediyorum.”

O an ikimizin de aynı yerde olmadığımızı ama aynı hissi taşıdığımızı fark ettim. Bu bile bir şeydi.

İnsan bazen aynı duyguda buluşur ama farklı zamanlarda iyileşir.

Son: Olgunlaşmayı Bekleyen Her Şey Gibi

İlgili Yazımız: Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu nedir ?

Şimdi Kayseri’de yine yaz var. Aynı sokaklar, aynı ağaçlar, aynı sessizlik. Ama ben aynı değilim.

Artık bir meyveye baktığımda sadece ekşiliğini düşünmüyorum. Onun dalda geçirdiği zamanı da düşünüyorum. Güneşi, rüzgârı, bekleyişi…

Kendime de öyle bakıyorum.

Olgunlaşmamış meyve nedir sorusu artık içimde tek bir cevaba sahip değil. Bazen bir başlangıç, bazen bir eksiklik, bazen de sadece zaman isteyen bir hal.

Ama en çok şunu biliyorum: Her şey kendi zamanında anlam kazanıyor.

Ve ben, içimdeki tüm yarım kalmış şeylerle birlikte, o zamanı beklemeyi öğreniyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet